Deniz Berktay ile Kuzeyden Notlar: Yarın gergin bir gün olacak

Ukrayna, dinle siyasetin en çok iç içe geçtiği ülkelerden biri. Ukraynalıların büyük kısmı, Ruslar gibi Hıristiyanlığın Ortodoksluk mezhebine mensup. Buradaki Ortodoksların büyük bölümü, Rus Ortodoks Kilisesi’nin (Moskova Patrikhanesi) Ukrayna koluna mensup. Önemli bir bölümüyse Fener Patrikhanesi’nin Ukrayna koluna bağlı (Fener, 2018’de Ukrayna’nın kendisinin dini alanına girdiğini söylemiş, bu nedenle de Moskova ile Fener’in ilişkileri kopmuştu).

Ukrayna, dini açıdan da Rusya için büyük önem taşıyor. Zira Ruslar tarafından hac merkezi olarak kabul edilen Peçersk Manastırı Kiev’de. Yani Rusya, Ukrayna’yı hiçbir şekilde Batı’nın etkisine bırakmak istemiyorsa bunun ekonomik ve jeopolitik nedenlerinin yanında bir de böyle dini bir nedeni var.

RAHİPLER ÇIKMIYOR

İşte Ukrayna’da yarın bu manastırda kıyametlerin kopması bekleniyor. Ukrayna hükümeti, bu manastırın kira sözleşmesini feshederek Moskova Patrikhanesi’ne mensup rahiplerin burayı 29 Mart’a kadar terk etmelerini bildirdi. Manastır, Ukrayna Kültür Bakanlığı’nın mülkiyetindeydi.

Gerekçe olarak manastırın sit alanı kurallarına uygun kullanılmaması gösterilse de asıl mesele, savaşın başlamasıyla birlikte Rusya’yla bağlantılı her şeyin düşman olarak görülmesi. Moskova Patrikhanesi’nin Ukrayna kolunun, Rusya ile bütün bağlarını kestiğini açıklamasına rağmen bu, Ukrayna yönetimi tarafından samimi bulunmadı.

Manastırdaki üst düzey rahiplerin Devlet Başkanı Zelenski ile görüşme isteği de başarısız oldu. Ancak rahipler, manastırdan çıkmayı reddetti. Yarın, manastıra bağlı sivil gönüllülerin bu direnişe katılması bekleniyor. Polisin kuvvet kullanması halinde bunun epey yankıları olacak. Zira, Ukrayna’da nüfusun önemli bir kısmı hâlâ bu kiliseye bağlı. Manastırın bu cemaatin elinden alınmasına sosyal medyada bile tepkiler gösterildi.

LOZAN’I ZORA SOKABİLİR

Peki, bu konu, bizi neden ilgilendiriyor? Her şeyden önce, bu manastırın ve diğer pek çok kilisenin Moskova Patrikhanesi’ne bağlı cemaatlerden alınmasının ardından bunların Fener’e bağlı kiliseye devredilmesi gündeme gelecek. Doğu Avrupa’da Rusya’ya karşı yürüttüğü nüfuz mücadelesinde Fener’le işbirliği yapan ABD, Zelenski yönetimini de Fener’le iyi geçinmeye zorluyordu.

Ukrayna’da Moskova Patrikhanesi’nden oluşan boşluğu Fener’in doldurması halinde bu, Fener’in ekümeniklik (bütün Ortodoksların lideri olma) iddialarını güçlendirmiş olacak. Bu da Türkiye’nin Lozan’da kabul ettirdiği bir husus olan patrikhanenin sadece Türkiye’deki Rum Ortodoks cemaatin dini kurumu olduğu konusunda ABD ve diğer Batılı ülkeler karşısında zorda kalmasına neden olabilir. ABD, eski Sovyet ülkelerindeki Müslümanları nasıl bir zamanlar Fethullah Gülen’in “ılımlı İslam” anlayışı ile etkilemeye çalıştı ise aynı şekilde buraların Ortodokslarını da Fener aracılığıyla ABD nüfuzu altında tutmaya çalıştı ve çalışıyor (Fener Patriği Bartholomeos’un Gülen’le “dinler arası diyalog” çerçevesinde defalarca bir araya gelmesini hatırlayalım). O nedenle Fener’in yurtdışında faaliyetlerinin artmaması, Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından büyük bir gerekliliktir.

[email protected]

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir